Bu sayfayı yazdır

MAMAK-NATO YOLU’NDA 28 MART 2004 YEREL SEÇİMLERİ

Almanak 2003Bu makale 28 Mart 2004 Yerel Seçimleri üzerinedir, ve Mamak-Nato Yolu’ndaki bir mahallede yapılan, ve derinlemesine mülakat ve katılımcı gözlem teknikleri kullanılan bir saha çalışmasına dayanmaktadır. Son dört yıldır mahallede sürdürdüğüm çalışmanın bir parçası olarak, genelde Mamak, ve özelde bu mahalledeki yerel seçimleri izledim. Seçim öncesi muhtar adayları ile görüştüm, mahalleli ile sohbet ettim. Seçim günü mahallede bulundum, ve oy kullanma sürecine, oy sandıklarının açılmasına ve oyların sayılmasına tanıklık ettim. Yine mahalleli ile seçim ve adaylar hakkında konuştum. Seçim sonrası da seçim üzerindeki sohbet ve gözlemlerimi sürdürdüm. Aşağıda bu şekilde elde ettiğim bilgiler sunulmaktadır. Ayrıca dört yıl boyunca sürdürdüğüm etnografik araştırmadan elde ettiğim bilgilerden de yararlanılmaktadır. Makalede önce araştırmanın yürütüldüğü mahalle ve Mamak bölgesi hakkında bilgi verilmekte, bunu ayrıntılı olarak anlatılan 28 Mart seçimleri izlemektedir.

 

MAMAK: SOLUN ESKİ KALESİ

1970’lerin Mamak’ı “solun kalesi” olarak tanınmaktaydı. Tuzluçayır başta olmak üzere, sol gruplar bu bölgede hakimiyet kurmuşlardı. Mamak halkı genelde Orta Anadolu’dan (özellikle Çorum, Yozgat, Sivas, Kırşehir) göç etmiş kişilerden oluşmaktaydı, ve çoğunlukla Alevi idi. Alevilerin sol kesime yakınlıkları bilinmektedir. Bu yakınlaşmanın tarihsel bir geçmişi vardır. Aleviler 13. yüzyılda Anadolu Selçuklu Devleti’ne karşı yaptıkları Babai isyanlarından başlayarak, yerleşik düzen ve baskıya karşı bir başkaldırı kültür ve kimliği oluşturmuşlardır. Osmanlı İmparatorluğu devrinde devletin Sultan Selim ve hilafet ile gittikçe Sünnileşmesi sonucunda, Aleviler ezilen ve şiddete maruz kalan taraf olmuşlar, ve bu durum sistem karşıtı kimliklerini güçlendirmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin laik bir devlet olarak kurulması ile göreceli bir rahatlığa kavuşan Aleviler, 1946’da çok partili siyasal sisteme geçiş ile birlikte Sünni İslamın siyasal ve kamusal alanda hakim bir güç olarak ortaya çıkmasıyla, yine dezavantajlı bir kesim haline gelmişlerdir. Tüm bu tarihsel birikim ve dışlanmışlık deneyimleri, 1970’lerin iki kutuplu toplumunda Alevileri sol ideoloji safına çekmiştir. Özellikle gençler toplumu adil ve eşitlikçi, sömürüden uzak bir düzen doğrultusunda dönüştürme eylemleri içine girmişlerdir.

1970 sonlarında Mamak’da, diğer gecekondu bölgelerinde olduğu gibi, Marksist-devrimci sol ve ülkücü sağ gruplar arasında silahlı çatışmaya varan bir mücadele yaşanmış, grupların hakimiyetindeki “kurtarılmış bölge/mahalle”ler ortaya çıkmıştır. Polis tarafından desteklendiği söylenen “ülkücü/kurtçu/faşist” gruplar sık sık solun hakimiyetindeki mahallelere saldırarak, ele geçirmeye çalışmışlar; bunu engellemek için solcu gençlerin liderliğinde örgütlenen mahalle halkları geceleri silahlarıyla nöbet tutmaya başlamış, barikatlar kurmuşlardır.

12 Eylül 1980 askeri darbesi ile bu duruma son verilmiş, bölgede birçok tutuklamalar yapılmıştır. Özal başkanlığındaki ANAP iktidarı döneminde dağıtılan tapu tahsis belgeleri ile birçok gecekondu yasallaştırılmış, ve sahiplerine gecekondu arsaları üzerinde dört kata kadar apartman yapma hakkı verilerek, rant elde etme yolu açılmıştır. Gecekonduların apartmanlara dönüştürülmesiyle bölgeye yeni insanlar yerleşmiş, eskinin sol görüş etrafında oluşmuş olan toplumsal dayanışması zayıflamaya başlamıştır. 1980 sonrası solun kan kaybetmesine karşın sağın din vurgusu ile güçlenmesi de Mamak’da solun hakimiyetini sarsmıştır.

MAMAK-NATO YOLU’NDAKİ BİR MAHALLE: “KURTARILMIŞ MAHALLE”DEN KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİNE

1970 ortalarında oluşmaya başlayan bu mahalle de, Mamak’daki birçok diğer mahalle gibi, “kurtarılmış mahalle” deneyimini yaşamış, mahallenin gelişmesi sol örgüt mensubu gençlerin yardım ve öncülüğü ile gerçekleşmiştir. Gençler mahalle halkı ile birlikte çalışarak, mahalleye yollar açmışlar, elektrik direkleri dikmişler, su kanalları kazmışlardır. Çoğu Alevi olan mahalle halkı, bu gençleri benimsemiş, onlara evlerini açmıştır. Mahalleye hakim olan “başkaldırı” ve “direniş” havası, mahalle kadınlarını da etkilemiş, kadınlar mahalleleri için aktif olarak mücadele vermişlerdir. Örneğin, mahalle içindeki çöplüğe çöp dökmek için gelen belediye kamyonlarının toplu halde önünü keserek, bunu engellemişler, yine toplu halde belediyeye yürüyerek, belediye önünde gösteri yaparak, çöplüğün daha uzağa alınmasını talep etmişlerdir.

Mahallenin kuruluş yıllarında az sayıda da olsa Sünni aileler mevcuttur. Bu aileler genelde çoğunluğa uymuşlardır. Mahallenin eski muhtarı bu durumu şöyle açıklamaktadır: “Bize karşı gelemezlerdi, yoksa başlarının ezileceğini bilirlerdi.” Dolayısıyla mahallede hep sol partilere oy çıkmıştır. O dönemle ilgili şöyle denmektedir: “Aslında sağ görüşlü ama sol görüşlüyüm diyor. Sesini çıkartamıyor, hakikatinde sopa yiyor.” 1970 sonlarına doğru bölgede sol-devrimci ve sağ-ülkücü gruplar arasındaki çatışma ortamı artmış, bu da mahalleliyi etkilemiştir. Çoğunluk mahalleli sol gruplar içinde yer alırken, birkaç Sünni genç MHP safında boy göstermiştir. İki grup, mahalle üzerindeki hakimiyetleri için sık sık çatışmışlardır. Şöyle denmektedir: “O zamanlar Alevi sol, Sünni sağ oluyordu, kapışılıyordu, silahlar konuşuyordu.”

1980 askeri darbesi ile mahalle için farklı bir dönem başlamıştır. Solcu gençler ile bazı mahalle halkının tutuklanmaları acı ve hayal kırıklığı yaratmış, sol görüş etrafında bir araya gelmiş mahallelide dağılma ve siyasi örgütlenmeden kaçınma eğilimleri oluşmaya başlamıştır. Bugün bir gencin deyimiyle “siyasi boşalma” olmuştur. Ama yine de mahallelinin büyük çoğunluğu CHP/SHP’yi desteklemekten vazgeçmemiştir.

Zaman içinde büyüyen mahalle 1989 yılında idari olarak beş ayrı mahalleye bölünmüştür. Bölünmeden sonra bu mahallelerde seçilen muhtarlar, biri dışında, sosyal demokrat parti (SHP)’ye yakınlıkları ile tanınmış kişilerdir. Tek bir mahallenin muhtarı ise MHP’li olarak bilinen birisi olmuştur. 1989 seçimlerinde bu mahallede Sivaslı Alevi bir kadın (Vesile) muhtar olarak seçilmiş, ve 1994 seçimlerini de kazanarak üst üste iki dönem (10 yıl) muhtarlık yapmıştır. Bu süre içinde Mamak Belediye Başkanı’nın aynı siyasi görüşte olması (1989’da SHP’li Selahattin Öcal, 1994’te CHP’li İsmail Değerli), muhtar Vesile’nin işini kolaylaştırmıştır. Vesile, mahalleli tarafından güçlü karakteri ve “erkek gibi” davranışlarıyla tanınmaktadır. Vesile’nin belinde tabanca, dozerin başında durup emirler vererek yolları açtırması bugün hala hatırlanmaktadır. Mahallenin imar planı 1992’de yapılmış, ancak 1994 yılında Belediye Başkanı olan İsmail Değerli (CHP), mahalleliye avantaj sağlamak için mahalleyi 1995 yılında “Kentsel Dönüşüm Projesi” alanı olarak seçmiş, ve “Dikmen Vadisi Kentsel Dönüşüm Projesi”ni örnek alarak, mahallenin belediye öncülüğünde, içinde parkların, kreş ve sağlık merkezlerinin, büyük bir ticaret ve alış veriş merkezinin bulunduğu çok katlı apartmanlardan oluşan bir yerleşime dönüşmesi için harekete geçmiştir. Ancak Değerli’nin bu girişimi, muhtar Vesile’nin başını çektiği bir grup mahallelinin direnciyle karşılaşmıştır. Vesile, Proje’de tapusu olan herkese, tapulu arazinin büyüklüğüne bakılmaksızın, standart bir daire verileceği, ve böylece gecekondunun müteahhite verilerek yerine yapılacak apartmandan iki-üç daire elde etme fırsatının kaçacağı düşüncesi ile bazı gecekondu sahiplerini Proje’ye karşı harekete geçirmiştir. Ayrıca, “Garibanların yuvası yıkılmasın,” diyerek, tapusu olmayanların Proje’de mağdur duruma düşeceklerini iddia ederek, onları da arkasına almayı başarmıştır. Topladığı imzalarla Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’e gitmiş, ve bunun sonucunda, kendisinin söylediği üzere, “faşist damgası”nı yemiştir. Sonuçta “Kentsel Dönüşüm Projesi” askıya alınmış, ama Vesile de Nisan 1999 seçimlerini kaybetmiştir. Muhtarlık seçimini kazanan kişi, CHP’nin desteğini alan Tuncelili bir Alevi erkektir (muhtar Ali).  2000’li yıllarda mahallede üzerinde en çok tartışılan, çekişilen konu, Vesile’ye seçimi kaybettiren “Kentsel Dönüşüm Projesi”olmuştur. Muhtar Ali, Proje taraflısıdır. Mahalle halkının gecekonduda yaşamalarının onların kaderi olmadığı, daha iyi bir yaşamı hak ettikleri düşüncesindedir ve önemli olanın, kendi sözleriyle, “Bu tapu nasıl ranta dönüştürülebilir?” sorusu olduğudur. Müteahhit yoluyla apartmanlaşmayı “dikey gecekondulaşma” olarak görmekte, ve bu tür gelişmelerde yeşil alan ve hizmetlerin yetersiz kaldığı düşüncesiyle karşı çıkmaktadır. Kentsel Dönüşüm Projelerinde çok katlı (8-9 kat) yapılaşmaya gidilerek, yeşil alan ve ortak kullanım için yeterli arazi bırakıldığını söylemektedir. Muhtara göre, Dönüşüm Projesi ile mahalle halkı sürdürmekte olduğu geleneksel yaşamdan kurtularak, modern yaşama geçecektir, ve böylece kentle bütünleşecektir; bunun zamanı çoktan gelmiştir. Öte yandan, çok katlı apartmanların olduğu bir çevrede yaşayamayacaklarını, ekonomik olarak barınamayacaklarını söyleyenler vardır. Öyle bir çevrede tandırda kışlık yufka yapamayacaklardır; kadınlar ev önlerinde toplanıp konuşamayacaklardır. Ayrıca veresiye veren küçük bakkallar yerine süper marketler olacaktır. Apartman aidatı ödemek zorunluluğu da ek bir masraftır. Ama rant söz konusu olduğunda, genelde bu konular üzerinde fazla durulmamakta, apartmanlaşma tercih edilmektedir. Önemli olan apartmanlaşmanın en büyük rantı getirecek şekilde olmasıdır, ve çoğu mahalleli bunun, gecekondusunu birkaç daire karşılığında müteahhite verme yoluyla olabileceğine inanmaktadır.

Mahalledeki bu farklı görüşlere karşın, Proje’nin 1/5000’lik planı 2002 Mayısı’nda tamamlanmıştır. Muhtar Ali mahalleliyi mahalle ilköğretim okulunun bahçesinde toplayarak, Mamak Belediye Başkanı Fazilet Parti’li Gazi Şahin’i de davet ederek, Proje hakkında bilgi vermesini, mahallelinin sorularını yanıtlamasını hedeflemiştir. Ancak, mahalle halkının yoğun katılımına ve ilgisine karşın, Gazi Şahin ve ekibi, verdikleri bilgide çok yetersiz kalmış, mahallelide hayal kırıklığı yaratmış, Proje hakkındaki belirsizlikleri ortadan kaldıramamıştır. Bu olayı izleyen günler çalkantılı geçmiş; kimi gruplar imza toplayarak Proje’ye itiraz ederken, Proje taraftarı muhtar Ali de ev ve köy derneklerinin toplantılarına giderek, halkı Proje hakkında bilgilendirmeye ve desteklerini almaya çalışmıştır. Belediye Başkanı ile olan toplantıyı izleyen günlerde Proje’nin 1/5000’lik planı Mamak Belediyesi’nde  askıya asılmış, ama mahalleli bu süreci tam anlayıp izleyemedikleri için zamanında ve mevcut hukuki yolları kullanarak itiraz edememişler, ve Proje kesinleşmiştir. Şu anda 1/1000’lik plan da hazırlanmıştır. Belediye Mevzuatı’nı yakından bilen muhtar, mahallenin apartmanlara dönüşümünün fazla sorun yaşanmadan gerçekleşebilmesi için parsel büyüklüğünün 2.000 metrekare, yani sekiz gecekondu arsasını kapsayacak şekilde tutulmasını sağladığını, böylece ailelerin kendi aralarında kolayca anlaşıp, sekiz katlı apartmanlar yapılması için müteahhite verebileceklerini söylemekte, böylece Proje karşıtı kesimi rahatlatmaya çalışmaktadır.    

MAHALLEDE 28 MART 2004 YEREL SEÇİMLERİ

(i) Seçim Öncesi Propaganda Süreci ve Muhtar Adayları

Mahallede beş muhtar adayı çıkmıştır. Bunların dördü Alevi, biri Çankırılı bir Sünnidir. Dolayısıyla Aleviler kendi içlerinde parçalanırken, Sünniler tek bir aday etrafında birleşmişlerdir. Muhtar Ali (Tunceli), seçim propagandasında mahallede yaptığı çalışmaları ön plana getirmiş; asfalt yapımı, dolmuş ring hattı, son iki yılda yaptığı park ve kütüphane (benim ve Bilkent’ten bir diğer öğretim üyesinin girişimiyle yapılmıştır) ile mahalle ilköğretim okulunda hafta sonları verilen bedava kurslardan (Bilkent Toplumsal Duyarlılık Projesi çerçevesi içinde gerçekleştirilmektedir; Bilkent öğrencileri fen ve İngilizce başta olmak üzere çeşitli dersler vermektedirler) bahsetmiştir. Muhtar Ali sosyal demokrat kimliğini de vurgulamıştır. Mamak’daki sosyal demokrat görüşlü kişilerin büyük bir çoğunluğu 2002 yılında Murat Karayalçın başkanlığında SHP’nin kurulması ile, hızla CHP’den SHP’ye kaymışlardır. Ve muhtar Ali, 2004 yerel seçimlerinde SHP ve Karayalçın’ın desteğini almıştır. Ali bey, Karayalçın için Nato Yolu’nda bir seçim bürosu kiralamıştır. Mahalledeki üç köy derneği yöneticileri de dernek olarak Ali beyi, hem hizmetlerinden dolayı, hem de “siyasi olarak da uygun,” diye destekleme kararı almışlar, ve üyelerine bu yönde telkinde bulunmuşlardır. Muhtar Ali, önerdiği Muhtar İhtiyar Heyeti üyelerini bu üç köy derneğinden seçmiştir. Ali bey, Aleviliğin bir siyasal kimlik olarak kullanılmasına karşıdır. Bunun sosyal demokrat-ilerici kesimi böleceği düşüncesindedir. Alevi ve Sünnilere eşit mesafede durduğunu söylemektedir. Ancak pratikte olay farklı olabilmektedir. Mahalledeki Sünni kesim genelde “dinci” ve kapalıdır. Kadınları evlerde toplanıp zikir çekmek eğilimindedir. Bu da muhtar Ali’nin tepkisine yol açmaktadır. Ali, zikir çeken kadınları uyarmakta, mahallesinde böyle bir olaya izin vermeyeceğini net bir şekilde ifade etmektedir. Ayrıca muhtar Ali “hemşehriciliğe”/”bölgeciliğe” de, aynı nedenle karşıdır.

Diğer muhtar adaylarına gelince, eski kadın muhtar Vesile (Sivas) yeniden aday olmuştur. Seçim söylemini muhtar Ali’yi kötüleme (örn., kömür ve yiyecek yardımını kendi ‘adamına’ dağıtması) ve kendisinin muhtar iken mahalleye yaptığı hizmetler üzerine kurmuştur. Kentsel Dönüşüm Projesi’ni de söyleminde kullanmıştır. Dağıttığı broşürde şöyle demektedir: “1994 yılında gerçekleştirilen imar planında mahallemizdeki tapusu olmayan gecekondu sahiplerinin hiçbir hakkı gözetilmediği için bu plana karşı çıktım. Tekrar muhtar olmak istememdeki amaç tapusu olmayan vatandaşlarımızın da tapusunu alıp mahalle halkı olarak hepimizin yararına olacak şekilde bir imar değişikliğinin gerçekleşmesi için çalışmaktır.” Vesile, Nato Yolu’nda gittikçe silinen CHP’nin desteğini almaya çalışmıştır. Ayrıca muhtar Ali’yi sol ideolojiye yakınlığından dolayı “terörist” diye suçlarken, kendisi sağ görüşlü kişilere yakın durmaktadır (örn., polislerin ve camiden çıkan halkın ofisine uğradıklarından bahsetmiştir).

Benzer bir durum Çorumlu muhtar adayında görülmüştür. Bir “oto tamir servisi” olan Çorumlu Rıza, kiraladığı seçim bürosunun duvarlarına mehteran afişleri asarak, adaylık broşürünü, “Tüm mahalle sakinlerinin Kurban Bayramı’nı kutlarım,” diye bitirerek, sağ-milliyetçi-dindar kesime de hitap etmek istediği izlenimini uyandırmıştır. Rıza beyin İhtiyar Heyeti adayları arasında mahallenin “Fazilet temsilcileri”nden birisi de bulunmaktadır. Ayrıca Çorumlu Rıza kendi hemşehrilerinin oylarını istemiştir. Mahallede en kalabalık grubu Çorumlular oluşturmaktadır. Ayrıca muhtar Ali’ye çeşitli nedenlerle karşı olanlar, ki bunların arasında Sivaslılar da vardır, Çorumlu Rıza etrafında bir araya gelme eğilimi göstermişlerdir. İlk amaçları diğer iki muhtar adayı Vesile (Sivas) ve Karip (Sivas)’in Rıza ile işbirliğine girip, Ali’ye karşı bir cephe oluşturmak iken, gerek Vesile, gerekse Karip’in bu konuda anlaşamamaları sonucunda, içlerinden en güçlü aday görülen Rıza etrafında toplanma kararı almışlardır. 

Diğer bir Alevi aday muhtarlık propagandasını kendisini herhangi bir siyasal parti ya da görüş ile ilişkilendirmeden, siyasi kimliğini saklıyarak yapmıştır. Takım elbise ve elinde bond çantasıyla dolaşan, TOBB’dan güvenlik görevlisi emeklisi Karip Bey’e göre, tabii ki tuttuğu ve oy vereceği bir siyasal parti vardır, ama bunu muhtarlık seçiminde ortaya koymak doğru değildir. Bunu dezavantajının da farkındadır. Karip Bey, “Biraz yalnız kaldım. Bireysel olarak oy istiyorum. ‘Kimliğini bile söylemiyor, sağcı gibi çalışıyor,’ diye beni eleştiriyorlar,” diye sıkıntısını belirtmiştir. Kendisi mahalleliyi birleştirmek istemektedir: “Burda 25 ilden gelenler var, hep temsil edilsinler. Kavaklıdere Derneği gibi bizim mahallemizin de mahalle derneği olsun.”

Sünni adaya gelince, Nato Yolu üzerinde bir hırdavatçı dükkanı işleten Çankırılı Tahsin Bey Sünniliği, Sünni mahalle halkını mobilize etmek için kullanmıştır. Mahalledeki Sünnilere, “Her zaman Kızılbaşlar yönetiyor, biraz da biz yönetelim,” diyerek oylarını istemiştir. Hatta kadınları arabasına bindirip, kendi evine götürmüş, zikir yapmalarını sağlamıştır. Karısı da bu toplantıda başı çekmiştir. Bunu duyan bazı Alevi mahalleli, “Onlar kazanırsa mahalleyi camilerle doldururlar,” düşüncesiyle telaşlanmıştır. Mahallede ilk evlerin yapıldığı 1972’den beri burada oturan Tahsin Bey, muhtar olursa mahalleye yeni yapılan kütüphane binasını, “Benim çocuk evde de okur kitap,” diyerek sağlık ocağı haline getirmek istediğini benimle yaptığı görüşmede belirtmiştir.

Kısacası, mahallede sayısal olarak azınlık olan Sünni-sağ kesim, Sünnilik-Alevilik üzerinden siyaset yaparken, Alevi kesim mezhepsel kimlikleri üzerinden propaganda yapmamışlardır.

Seçim propagandası sürecinde muhtar adayları oluşturdukları konvoylar ile mahalle içinde dolaşmışlar, konvoya katılan arabaların sayısı muhtar adayının gücünün göstergesi olarak ilgiyle izlenmiştir.

Muhtar adaylarının seçimdeki şanslarını daha iyi anlayabilmek için, mahallenin kendi iç dinamikleri ve yerel siyaseti yanında, Mamak bölgesindeki gelişmelere de bakmak gerekir. Seçimden altı ay önce, mahalleli, esnaf ve siyasi parti temsilcilerinden oluşması hedeflenen “Mamak Kent Konseyi” (MKK) projesi ortaya çıkmıştır. Amacı Mamak’da “İslamcı bir yerel yönetim”in önünü kesmek olarak tanımlanmıştır. Kamu Yönetimi Yasa Tasarısı da bu gelişmeyi tetikleyen önemli bir unsur olmuştur. Kent Konseyi için her mahalleden bir temsilci “göreve çağrılmıştır” (yani atanmıştır). MKK seçimlerde ülke genelinde “Demokratik Güç Birliği”ni (SHP, DEHAP, ÖDP, EMEP, SDP, ÖTP), Mamak özelinde CHP Mamak Belediye Başkanı adayı Selahattin Öcal’ı ve SHP Mamak Belediye Meclis Üyesi adaylarını ve Ankara için SHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Murat Karayalçın’ı destekleme kararı almıştır. Muhtar Ali de desteklenen muhtar adayları arasındadır. Seçim sırasında Mamak’da ve özellikle Tuzluçayır’da çeşitli platformlar kurulmuştur (örn., “Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu”, “Ezilenlerin Sosyalist Platformu”). Bu platformlar amaçlarını, seçimi kazanmak ya da yönlendirmek yerine “halkı bilinçlendirmek” olarak tanımlamışlardır.

Ayrıca mahalledeki siyasi parti eğilimlerine bakmakta da yarar vardır. 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde mahalleli oyunu şu şekilde kullanmıştır:

CHP: 2843 oy, AKP: 1007 oy, Genç Parti: 206 oy, DEHAP: 204 oy, MHP: 130 oy, İP: 52 oy, DYP: 44 oy, ÖDP: 32 oy, BTP: 29 oy, TKP: 26 oy, DSP: 24 oy, ANAP: 22 oy, YTP: 7 oy, LDP: 5 oy, ve YDP: 5 oy. Görüldüğü gibi, sosyal demokrat partiler 3000 civarında oy alırken, “İslamcı partiler” 1000 kadar oy almışlardır. Uçlardaki sol partiler 300 civarında oy alırken, milliyetçi partiler de 300 kadar oy almışlardır.  Merkez sağ partilerin aldıkları oy ise ancak 70 civarındadır.

(ii) Seçim Günü Oy Kullanma ve Sandıkların Açılması Süreci

28 Mart günü mahallede oy verme işlemi mahalle ilköğretim okulunda yapılmış, oy sandıkları önünde uzun kuyruklar oluşmuştur. Gün boyunca okul bahçesinde insanlar gruplar halinde bir araya gelmiş, seçim sonuçları üzerinde fikir yürütmüşlerdir.  Hakim beklenti Karayalçın’ın Ankara Büyükşehir’de, CHP adayı Öcal’ın ise Mamak’da seçimi kazanacağı doğrultusunda oluşmuştur. Mamak’da MHP adayının, CHP’den sonra ikinci güçlü aday olduğu, bir önceki belediye başkanı olan AKP adayı Gazi Şahin’in ise seçimlerde hiç şansının bulunmadığı düşüncesi yaygın olarak paylaşılmıştır. Oy verme işleminin sona ermesini izleyen sandıkların açılması ve oyların sayılması süreci de, kalabalık ve çok heyecanlı bir izleyici önünde gerçekleştirilmiştir. Siyasi partiler her sandık başında bir temsilcilerini bulundurmuşlar, ayrıca odadan odaya dolaşarak son durumu tespit etmeye çalışan partili ve mahalleden kişiler de olmuştur. Muhtarlık oy sayımı en sona bırakılmış ve gece yarısından sonra sonuçlanmıştır. Oyların 2130’unu alarak Ali Bey yeniden büyük farkla muhtar seçilmiştir. Onu Sünni-sağ kesimin adayı Çankırılı Tahsin Bey (980 oy) izlemiştir. Çorumlu Rıza bey 790 oy alırken, eski muhtar Vesile hanım 240 ve “apolitik” Karip bey ancak 124 oy alabilmişlerdir. Seçim sonrası Karip bey fenalık geçirmiş, Çorumlu Rıza ile Çankırılı Tahsin birleşerek seçim sonuçlarına itiraz etmek istemişlerdir. Ancak bu, durumu değiştirmemiş, sonuç bir hafta içinde kesinleşerek Ali bey mazbatasını resmen almıştır. Seçim sonrası mahalleli arasında çeşitli dedikodular dolaşmış, kimi Sünniler evlerinin oraya merdiven yaptığı için Ali beye oy verdi diye diğer Sünniler tarafından suçlanırken, Ali bey tüm gayretine karşın, Sünni-sağ kesimden kendisine bir, iki oy dışında oy gelmediğini söylemiştir. Eski muhtar Vesile hanımı destekleyeceklerini söyleyenlerin çoğu, Vesile’nin ve Karip’in seçilmelerinin imkansız olduğu düşüncesinin mahallede yaygınlaşması üzerine, son anda fikirlerini değiştirip, Çorumlu Rıza’ya oy verdiklerini benimle olan konuşmalarında belirtmişlerdir.     

Seçimlerde hem Mamak’da CHP adayı Selahattin Öcal’ın, hem de Büyükşehir’de Karayalçın’ın kaybetmesi Mamak’daki sol-Alevi kesimde büyük hayal kırıklığı yaratmıştır. Seçimlerde AKP adayı 106.000 oy, CHP adayı 64.000 oy ve MHP adayı 24.000 oy almışlardır. 1980 öncesi solun kalesi olarak bilinen Mamak’da 62 muhtardan yalnızca 15’ini sosyal demokrat muhtarlar, gerisini AKP’li muhtarlar kazanmıştır. Zaten geçen dönem seçildiğinden beri hep “Refahlı” bir Belediye Başkanı ile çalışmak durumunda kalmış olan muhtar Ali ise, yine tüm engellere karşın kendi “beşeri ilişkilerini” kullanarak mahalleye hizmet getirme konusunda başarılı olacağına inanmaktadır; hiçbir şeyin kendisini yıldırmayacağını söylemektedir. Önceden aralarında CHP ve  SHP’lilerin bulunduğu Belediye Meclisi üyelerinin hepsi bu seçimde AKP’den seçilmiştir ve bu durum muhtar Ali’nin işlerini daha da zorlaştıracaktır.

SONUÇ YERİNE

Tüm bu gelişmelere bakarak şunu söyleyebiliriz. 1980 sonrasının muhafazakar sağ ve İslamı güçlendiren siyaseti karşısında, genelde Türkiye’deki ve özelde Mamak-Nato Yolu’ndaki sol kesim iyiden iyiye köşeye sıkışmaktadır. Özellikle İslamcı görüşe yakınlığıyla ortaya çıkmış olan ve bugün kendisini “muhafazakar demokrat” olarak tanımlayan AKP’nin gittikçe artan hakimiyeti, sol kesimin önünü kesmekte, taraftarından oy çalmaktadır. Ancak küçük de olsa, kendini sol söylem içinde tanımlayan ve bu çerçevede etkinlik gösteren bir kesim mevcuttur. Bu mahalledeki büyük çoğunluğunu Alevilerin oluşturduğu sosyal demokrat-sol kesim ise AKP’ye yüz vermemektedir. “Günümüzde sol-sağ kalmadı” görüşü bu mahalle örneğinde geçerli değildir. Toplumumuzdaki siyaseti, ve özellikle yerel siyaseti daha iyi anlayabilmek için etnografik araştırmalara ihtiyaç vardır. Yoksa söylenen büyük laflar, bir söylemden öteye gitmemektedir.

Ayrıca şunu da eklemek gerekir: Günümüz yerel siyasetinde farklı siyasi görüşler arasında açıktan açığa bir zıtlaşma ve birbirini karşısına alarak yapılan bir çekişme yaşanmamakta, bunun yerine, belli meşruiyet zeminleri yaratarak uzlaşma ve birbirini belli ölçüde kabullenme eğilimleri ortaya çıkmaktadır. Kimi durumda görünürde kalabilen, göstermelik olabilen bu eğilimlerin, halk, siyasetçi ve devlet tarafından içselleştirilerek kalıcı hale gelmesi ve farklı siyasal görüşlere hak ve varolma alanı tanınması, demokrasimiz açısından büyük bir kazanım olacaktır.

Almanak Bilgiler

  • Yazar: Tahire Erman
  • Yıl: 2003