Ögeler etikete göre görüntüleniyor: Ortadoğu

Almanak 2003Batılı emperyalistlerin Ortadoğu'yu "hizaya getirmek" için ileri sürdükleri "proje"lerin tarihi, epey eskiye dayanır. Devasa enerji kaynaklarının yanı sıra, "Eski Dünya"nın merkezindeki konumuyla Ortadoğu, emperyalist/sömürgeci hesaplarda daima ön planda oldu. Öyle ki; başka bölgelere yönelik askeri/politik hamlelerde dahi hesaba katılmaması mümkün olmuyordu.

Tarih boyunca her sömürgeci/emperyalist "proje", hedef bölgenin ve giderek dünyanın "hoşuna gidecek" söylemlerle süslenmeye çalışıldı. Afrika'dan Latin Amerika'ya dek; yağma ve soykırımlar önce "medeniyet", daha sonra "demokrasi" götürmek adına yürütüldü.

Ortadoğu, son yüz yıldır bu söylemin aralıksız kullanıldığı bir bölge. İstisnasız tüm Batılı sömürgeciler, bölgenin stratejik/ekonomik önemini kavradıkları ölçüde, Ortadoğu'ya "demokrasi, hak/hukuk" götürmek için "yanıp tutuşur" oldular.

Almanak Bilgiler

  • Yazar Taylan Bilgiç
  • Yıl 2003
Yayınlandığı Kategori Politika

Almanak 2003Filistinliler arasındaki bunalım hemen hemen her gün derinleşiyor. İsrail ile FKÖ (Filistin Kurtuluş Örgütü) arasındaki güvenlik görüşmelerine bir gün “ara verildi” deniyor, ertesi gün kesilip çıkmaza giriyor. Önceden mutabakata varılan yasak bölge sınırları başka hiçbir zaman programı önerilmeden değişip duruyor; bu arada İsrail, bir yandan katliamlar yapıyor, yerleşim yerleri inşa ediyor, Filistinlilerin evlerini yıkıyor, Filistinlilerin bölgeyi terk etmesini ve Kudüs’e girmesini engelleyen cezai önlemler alıyor ve öte yandan, işgal edilen topraklarda bulunan askerlerinin sayısını artırıyor.

Bir zamanlar olağanüstü olarak tanımlanan 13 Eylül İlkeler Deklarasyonu’nun eski İsrail ve Amerikan taslakları, eksik prosedür önerileri, düşünsel belirsizlik ve şaşırtmalardan oluşan bir yama olduğu şu anda tamamen ortaya çıkmıştır. Örneğin, bir bölümde, İsrail ordusunun geri çekileceği söyleniyor; diğerinde ise bu durum yeniden yerleşim olarak tanımlanıyor. Kendisinin bir işgalci güç olduğunu kabul etmeye hiçbir zaman zorlanmayan İsrail, bu garip reddedişinde ABD hükümeti tarafından daha da destekleniyor. Devlet Bakanı Warren Christopher Batı Yakası, Gazze ve Kudüs’ün “işgal edilmiş” topraklar olduğunu belirtmenin “yararı” olmayacağını düşünürken, muhtemelen, kötüleşmekte olan koşullar hakkında hiçbir şey söylemeden yılda 5 milyar dolar tutarında destek sağlamaya devam eden bir yönetimde ne kadar olabilecekse o vicdanı rahatlatmak istiyor. İsrail ve patronu (hamisi), birlikte hareket ederek, geçen sonbahardaki şatafatlı ilkelere karşın, gerçekten bağımsız bir Filistin olasılığını daha da uzaklaştırmak için ellerinden geleni yapıyor.

Almanak Bilgiler

  • Yazar Edward W. Said
  • Yıl 2003
Yayınlandığı Kategori Politika

Almanak 2003Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George W. Bush, Irak’ta savaşın başlamasından 41 gün sonra, 1 Mayıs 2003’te, savaşın bittiğini ilan ettiğinde gerçekten de savaş bitseydi, birkaç cılız çatapatadan sonra direniş mireniş kalmasaydı ne olurdu?

iraqbodycount.com’a göre, 3961 Iraklı ölmez, Iraklı sivil kayıplar 8 bin civarında kalırdı; 700 kadar Amerikan askeri de. Amerikan askerleriyle beraber işgali yürüten özel güvenlik şirketlerine mensup kişiler Iraklılar tarafından öldürülüp cesetleri vahşice dövülmez, köprü başlarına asılmazdı. Irak’ta iş yapmaya çalışan, Amerikalıların kafası kesilmez, İtalyanlar öldürülmez, Japon gazeteciler kurban gitmez, Türk şoförler kaçırılmazdı... İşkenceler herhalde yine de olur, ama belki çok daha sonra ortalığa dökülürdü.

Direniş olmasaydı, Irak’taki yeni yönetimi yoğurup biçimlendirmek çok daha kolay olacaktı; Washington’daki planlayıcılar çok rahat edecekti. Ama asıl kolaylığı bütün Ortadoğu’yu, “genişletilmiş Ortadoğu”yu, hatta bütün dünyayı yoğurmakta da bulacaktı Amerikan yönetimi. Çünkü bütün dünyaya meydan okuyarak girmişti savaşa ve Irak’a. Birleşmiş Milletler kulu, kölesi gibi davranmazsa onu yok sayacağını ilan ederek kendi gücüyle Irak’taki Saddam Hüseyin rejimini bitireceğini söylemişti. Sonunda da BM’yi çiğnemiş, ezmişti. Bu, sembolik olmaktan fazla bir şeydi. Kendisini durdurabilecek bir güç yoktu ve ABD de, yanında Britanya ve yedeklerinde bir dizi ülkeyle dünyayı yeniden şekillendirme işine girişti. Bu, iki aşamalı bir işti: hem uluslararası ortam yeniden “dizayn” edilecek, hem de tek tek ülkelerin rejimleri yeniden ayarlanacaktı..

Almanak Bilgiler

  • Yazar Mustafa Alp Bengi
  • Yıl 2003
Yayınlandığı Kategori Politika

Almanak 2003Türkiye'nin en çok tirajlı gazetelerinin, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın Türkiye'ye iadesi, Şemdin Sakık'ın Türkiye'ye getirilmesi gibi dönemlerde, bu operasyonları gerçekleştiren askeri birlikler olarak sürmanşetten sundukları Genelkurmay'a bağlı özel birliklerin başına Kuzey Irak'ta çuval geçirilmesi 2003'e damgasını vuran en önemli gelişmelerdendi. Kore'ye asker göndermekten bugüne kadar, NATO'da ABD'nin stratejik politikalarında hep onunla birlikte davranan TSK'ya yapılan bu muamele ile ABD Türkiye'ye "Benim kırmızı çizgilerim senin kırmızı çizgilerinden daha önemlidir. Senin kırmızı çizgilerin ancak benim çizgilerimle uyumlu olduğu ölçüde geçerli olabilir" demiş oldu.

Türk Genelkurmayı ve diplomasisi, TSK'nın ve Türkiye'nin hem iç kamuoyundaki, hem de bölgesel ölçekteki hegemonyasına ciddi bir darbe anlamına gelen bu olayın yarattığı itibar zedelenmesini giderebilmek için ABD'li yetkililerden bu muamelenin, Irak'taki ABD birliklerinden kaynaklı yerel bir durum olduğunu söylemelerini ve Türkiye'den özür dilenmesini talep ettiler. Bunlardan birincisi yapılırken, ikincisi konusunda direnildiği görüldü. Sonuçta oluşan tablo nereden bakılarak okunursa okunsun, ortada "TSK'nın Pentagon karşısında çiğnenen onuru" gibi bir manzara kaldı.

Türk askeri birliklerinin sınır ötesinde ne aradığı sorusu yerinde bir sorudur. Komşu ülke topraklarında Türk birliklerinin varlığı onaylanamaz. Ancak, tartıştığımız şey Türkiye'nin kırmızı çizgilerinin ABD'nin kırmızı çizgileri karşısındaki konumu olduğu için, komşu ülke topraklarındaki Türk askeri varlığının onaylanamayacağı gerçeği ile birlikte mercek altına alınması gereken nokta, ABD'nin kendisine çok uzak, ancak Türkiye'ye çok yakın bir bölgeyi kendisi açısından "tehdit" kapsamına sokarken, Türkiye'nin benzer bir tasarrufuna karşı gösterdiği refleks.

Almanak Bilgiler

  • Yazar Fatih Polat
  • Yıl 2003
  • Kurum Evrensel Gazetesi Yazı İşleri Müdürü
Yayınlandığı Kategori Politika

Almanak 20032003 yılı boyunca ve ardından gelen 2004 yılında dünyanın ve içinde bulunduğumuz bölgenin en önemli gelişmeleri Irak’ın işgali, bu işgalin gerek emperyalistler ve gerekse bölge ülkelerinde yarattığı etki ve tepkiler oluşturmuştur. Bu nedenle son derece önemli olayların gerçekleştiği Ortadoğu coğrafyasında yaşayan sosyalistler olarak siyasal ve toplumsal hayatımızı derinden etkileyen bu gelişmelerden kaynaklanan olgular üzerinde durmak istiyoruz. Çünkü, bugün yüz yüze bulunduğumuz devrim ve sosyalizm mücadelesinin temel sorunları ve mücadele perspektifleri bu olgulardan kaynaklanmaktadır.

EMPERYALİZMİN YENİ DÖNEMİ

Emperyalizmin niteliği ve yeni dönemi üzerine söylenecek çok şey var. Ancak, bu yazımızın sınırlarını aşmadan birkaç noktanın altını çizmek gerekirse özetle şunlar söylenebilir. 

Almanak Bilgiler

  • Yazar Filiz Koçali
  • Yıl 2003
  • Kurum SDP
Yayınlandığı Kategori Politika

Almanak 2003Haziran ayında İstanbul’da NATO Zirvesi toplanıyor. ABD emperyalizmi dünya egemenliği arayışında NATO’yu Büyük Ortadoğu bölgesinde seferber etmeyi planlıyor. Bu Kuzey Afrika’dan Pakistan’a; Basra Körfezi’nden Kafkaslar’a merkezinde bulunduğumuz bölgede savaşlar, gözyaşı, işkenceler demek.

Bu süreçte hepimize Türkiye’deki en geniş kesimlerle birlikte tüm dünyaya, “bu ülkede anti-emperyalistler var, bu ülkede savaş karşıtları var, bu ülkede ABD’nin saldırgan politikalarına direnmeye karar alanlar var” mesajını vermek sorumluluğu düşüyor.

 “Başka bir dünya” arayışı, savaşsız, sömürüsüz bir dünya mücadelesinde şimdi en önemli görev, barışa sahip çıkmaktır. Enternasyonalizm bugün “küresel adalet” anlayışımızı “evrensel barış” talebinde somutlaştırmayı gerektiriyor.

ABD emperyalizmi yeni bir ortak düşman arayışı içerisinde, dünyanın hem enerji kaynakları, hem de jeo-stratejik konum açısından en kritik bölgesinde gerçekleştirdiği işgali genişletmek istiyor. AKP hükümetinin NATO, IMF, DTÖ gibi emperyalizmin kurumlarının direktiflerine kayıtsız şartsız riayet etme biçiminde kendini gösteren teslimiyetçiliği biliniyor. Kendi tabanını da “yeni Osmanlıcılığın” ihyası hayaliyle peşinden sürükleyerek Türkiye’yi BOP’ a dahil etme planlarını teşhir etmek hayati önemdedir. ABD ergeç yenilecek, tası tarağı toplayıp bölgeyi terk edecektir. Türkiye’nin “bölge gücü” olma ham hayaliyle bu maceranın ortasına atılması önlenmelidir.

Bu anlamda bizler açısından, NATO’nun tarihsel misyonunu anlatabilmek, BOP’un gerçek amacını deşifre edebilmek çok önemlidir.

Almanak Bilgiler

  • Yazar Hayri Kozanoğlu
  • Yıl 2003
  • Kurum ÖDP
Yayınlandığı Kategori Politika

Almanak 2002Çatışkı Fırtınası

 ABD’nin Irak’a saldırısı, herkesi zor durumda bırakması gerekirdi. Burada herkes derken kamuoyu karşısında düşüncelerini yazanlardan, yazarlardan söz ediyorum. Ama gördüğüm kadarıyla hiç kimse zor durumda kalmadı. Hemen iki küme oluştu. ABD’yi tutanlar, Irak’ı tutanlar.

Ben, bu konuda olgunun ciddi bir biçimde çözümlenmediğini düşünüyorum. Hem ABD’yi tutanlar, Hem Irak’ı tutanlar, olguya tepki verdiler.

Tepkiden bireşimine ulaşılamaz. İki yanda ulaşamadı bireşime.

Şimdi bu konuda özet gerekiyor. ABD’nin Irak’a saldırısını, nerden bakarsak bakalım, savunmak mümkün değil. Saldırı, emperyal bir tutumdur. Emperyal saldırı, kavramları bulanıklaştırarak, ya da kavramların içlemini dönüştürerek savunabilir ama, buna argumentum ad misercordiam denir. Yanlış bir akıl yürütmedir argumentum ad misercordiam. Akli kanıtlarla değil, acındırmayla kanıtlama.

Almanak Bilgiler

  • Yazar Cengiz Gündoğdu
  • Yıl 2002
  • Kurum İnsalcıl Dergisi Genel Yayın Yönetmeni
Yayınlandığı Kategori Politika

11 Eylül 2001 günü, Amerika Birleşik Devletleri’ne yönelik şiddetli bir saldırıya sahne olsa da, bu tarihin ABD’nin dünya üzerindeki çıkarlarına aykırı bir süreci açtığı doğru değildir. İlk andan başlayarak belli ölçülerde taraf bulan bir yorum, ABD’nin “dünya hakimi” imajının sarsıldığı, bu ülkenin de “darbe alabilir” olduğunun kanıtlandığı yolundaydı.

11 Eylül saldırısına ilişkin bir saptama olarak elbette bu yorum açık bir gerçeğe işaret etmektedir. Ancak sürecin bu yönde şekillendiğini düşünmek, sonrasındaki gelişmeler göz önüne alındığında son derece temelsiz kalacaktır. ABD emperyalizmi 2001 sonbaharında, yaklaşık on yıldır sürdürdüğü dünyayı yeniden biçimlendirme/yapılandırma -ya da daha klasik bir terim kullanırsak emperyalist paylaşım- stratejisinde kendisini aniden daha donanımlı ve güçlü bir konumda bulmuştur. Bu sonucu ortaya çıkartan faktörlerin rastlantısal olduğunu düşünmek ise olanaksızdır.

ABD’nin dünyanın yeniden yapılandırılması yönündeki faaliyetlerinde, bu denli geniş bir meşruluk elde etmesine uzun süredir rastlanmamıştı. Ne Körfez Savaşı, ne Yugoslavya’nın bombardımanı sırasındaki atmosfer, 11 Eylül sonrası ile, bu açıdan karşılaştırılamaz. ABD’nin saldırıya cevaben yapacağı/yapabileceği her şeyin “normal” sayılması bir ön kabul haline gelivermiştir. Böyle bir atmosferin şekillendirilmesini, kuşkusuz Washington uzun süredir arzu ediyordu. 11 Eylül sonrası sık sık gündeme getirilen medeniyetler savaşı gibi başlıklar, yoksul ülkelerden göçün, kaçak işçiliğin, buna karşılık Batıda ırkçı akımların güçlendiği bir ortamda, emperyalist politikaların ideolojik rasyonalizasyonu yönünde bir deneme sayılmalıdır.

Almanak Bilgiler

  • Yazar Aydemir Güler
  • Yıl 2001
  • Kurum Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Başkanı
Yayınlandığı Kategori Politika

almanak20001Bu çarpıcı ama bir o kadar da yanıltıcı başlık (soru işareti hariç) Slajov Zizek’in yazdığı bir makaleye ait (2001: 48). Muhtemelen Zizek, dünyadan habersiz sıradan Batılı (ve özellikle de dünyadan habersizliğin timsalı olarak sıradan Amerikalı) okuyucunun yaşadığı sarsıntıyı etkili bir biçimde yansıtmak için bu başlığı seçmişti. Zizek, bu ifadeyle, geçtiğimiz yıllarda oldukça popülerlik kazanan Matrix adlı filmde terörist ilan edilen Morpheous’un filmdeki baş kahramana söylediği bir söze göndermede bulunuyordu. Filmdeki bu söz dünyadaki bir çok insan gibi hayal dünyasında yaşayan kahramınızın gerçek dünya ile karşılaşmasından sonra söyleniyordu. Zizek’e göre Batılılar 11 Eylül terör saldırısının ardından gerçeğin çölüyle karşılaşmak zorunda kalmıştı. Esasında bu yargı, yaratıcı ve başarılı olduğu teslim edilmesi gereken 11 Eylül saldırısından sonra akla gelen ilk şeydi. Bu bireysel terör saldırısı dünya kapitalizminin hegemonik devleti olan ABD’nin hep söylendiği üzere tam kalbine indirilmiş bir darbeydi ve belki de bu ülkenin yaşamış olduğu en sarsıcı saldırıydı. İlk günlerde bu darbenin ABD’ye olan maddi ve manevi tahribatının ölçüsünü tahmin etmek bile zordu. Bu kadar sarsıcı bir olaydan sonra dünya artık aynı olamazdı, ve mutlaka insanlar gerçekleri göreceklerdi.

İşte başlığın yanıltıcılığı da buradan kaynaklanmaktadır: Bireysel bir terör eylemi ne kadar etkileyici olursa olsun, dünyadan habersiz güruhu gerçeğin ne çölüyle ne de vahasıyla karşılaştırabilir. Böyle bir olayın ardından emperyalistlerin eline daha fazla koz geçmesi ve ırkçı, şoven ve militarist ideolojinin daha fazla salgılanması maalesef sıradan insanları gerçeğe daha çok yaklaştırmıyor. Peki gerçek nedir ve yaşanan bu olayın teorik açıklaması nasıl yapılabilir? Bunun yanıtının teorik düzeyde ancak kısmen verebileceğimi sanıyorum. Zira gerçeğe yaklaşmak sadece teorik düzeyde olmuyor, eleştirel-pratik bir boyutun da içerilmesi gerekiyor. Teori ise pratiğin bir biçiminden başka bir şey değildir ve eleştirelliği ölçüsünde gerçeğe yaklaşmakta yardımcı bir araç olabilir. Burada 11 Eylül olayının gerçeğine kısmiliğinin bilincinde olarak ve eleştiri vurgusu yaparak yaklaşmaya çalışacağım. Bugün vurgulaması gerektiğini düşündüğüm üç eleştiri var: Emperyalizm, Kültürel Irkçılık ve Din.

Almanak Bilgiler

  • Yazar Emre Aslan
  • Yıl 2001
Yayınlandığı Kategori Politika

almanak2000111 Eylül saldırısı, ABD’nin nesnel konumu ile bu konumun Amerikalılar ve dünyaca algılanışının “özel” bir dönemine denk geldi. ABD, uluslararası ekonominin “küreselleşme” olarak tanımlanan yeni bir birikim evresi üzerinde “Yeni Dünya Düzeni”ni kurmak üzere ideolojik, ekonomik, politik, askeri bir inşa sürecini başlatmıştı. Hem ABD’de, hem de dünyanın büyük bölümünde, bu ülkenin, kendi yaşam tarzından ve Amerikan sermayesinin “çıkar ve ihtiyaçları”na yanıt verecek biçimde, dünyayı yeniden yaratmak üzere olduğuna inanılıyordu. Yeni ve hiç bitmeyecek bir Amerikan Çağı, bir Pax Amerikana, “Tarihin Sonu” ya da “liberal kapitalizmin nihai utkusu” üzerinden bin yıllık bir Amerikan hegemonyasıydı insanlığın ufkunda görülen. Özellikle de Amerika’dan bakınca böyleydi bu.

Almanak Bilgiler

  • Yazar Haluk Gerger
  • Yıl 2001
Yayınlandığı Kategori Politika
Ara...

AYRINTILI ARAMA

  • Etiketler
  • Kategori
  • Yazar
  • Yıl

Üye Giriş