EMEK DÜNYASI VE PARTİMİZ

Almanak 2003Partimizin- DEHAP (Demokratik Halk Partisi)- dayandığı tarihsel, toplumsal ve siyasal zemin Türkiye Emekçi Halkıdır. Kökleri ülke, demokrasi, kardeşlik, özgürlük ve barış mücadelelerinin derinliklerinden boy atmakla beraber, on beş yıla yakın bir zamandır yürüttüğümüz çalışmalar; bu kök ve zeminin amaçlarını gerçekleştirmeye dönüktür...

Ülkenin temel problemlerini bilimsel siyaset yöntemleri ve halkın bizzat yürütücüsü olduğu tarzda çözmeyi esas alan partimiz, gerek kurucuları, gerek çalışanları, gerek üyeleri ve gerekse yüz binleri aşan destekleyenleri boyutuyla emekçi özlü ve karakterli siyasal bir organizasyondur.

Bu başat özelliğine ve gerçekliğine karşın emek alanlarıyla ilişki düzeyinin sınırlılığı bizim yetmezliğimize işaret ettiği kadar, emekçi dünyanın  mesafeli, uzak duruşunu da göstermektedir. Denebilir ki, hem partimiz hem işsiz, işçi, kamu emekçisi, sendikalı- sendikasız toplumsal kategorilerin buluşamamaktan kaynaklanan, örtük ama sonuçları bağlamında iki tarafa da kazandırmayan bir ilişki / ilişkisizlik durumu yaşanmaktadır.

“DEĞİŞİM VE YENİDEN YAPILANMA” olarak adlandırdığımız yeni-2003- programımız ağırlıklı olarak emek dünyası, sorunları ve somut çözüm önerilerinden oluşmaktadır. Örgütümüz bir dar sınıf partisi olmamakla birlikte geniş anlamda emekçileri ve potansiyel/ emekçi adaylarını (kast etmek istediğimiz ve maalesef Türkiye toplumunun çoğunluğunu oluşturan işsizlerdir.)

stratejik hedef kitlesi olarak gözetmektedir.

Emek örgütleri/ sendikalar ise; kurumsal bağımsızlıklarını savunduğumuz yapılar olmalarının yanı sıra öncellikle değer verdiğimiz demokratik, sivil, sosyal örgütlenmeler olarak yaklaştığımız yapılırdır. Doğrusu bu değer atfına rağmen henüz arzulanan seviyede bir buluşmayı sağlamaktan uzak olduğumuzu da belirtmeliyiz!

Keza, partimiz sendikal kurum ve süreçlere iradelerine saygı saiki ile müdahil olmamakla birlikte gerek programatik, gerekse düşünce, eleştiri ve önerileri bağlamında ön açıcı olmanın çabası içindedir...

Bu vesileden hareketle sendikal enflasyon olarak tanımladığımız Bölünmüşlüğün: Birleşmelere yerini terk etmesi gerektiğini, eskide ısrardan vazgeçilerek: Yeni gelişmeler/ gerçeklikler çerçevesinde bir yeni? Yeniden yapılanmasının kaçınılmazlığının altını çizmekteyiz.

Ki, partimizin demokrasi anlayışı tüm toplumsal kesitler için olduğu gibi, işçiler, emekçiler ve örgütleri için de her düzeyde tam ve kısıtsız örgütlenme özgürlüğünü savunmaktadır.

Bunu da salt söz söyleme ve tartışma süreçleriyle sınırlı olmayan karar boyutunu da içeren gerçek bir katılıma evirmeyi hedeflemektedir. Aynı zamanda partimiz emekçilerin renkli, zengin ve çok boyutlu olan gerçekliklerinin göz ardı edilmemesi gerektiğine inanmaktadır.

Daha anlaşılır bir tanımla emekçilerin dilsel, dinsel, kültürel vb. farklılıklarının sosyal bir realite olarak kabulünü ön görür.

Özcesi: Emekçi rengin hakim olduğu bir siyasal organizasyon olarak partimiz, emek dünyası  -emekçiler ve örgütleri- için programsal düzey ve pratik bağlamda demokratik bir gelecek ve yaşam arayışı ve çabası içindedir. Kuşkusuz bu, söz konusu alanla aramızdaki eksikliklerin var olmadığı anlamında anlaşılmamalıdır.

Bilakis istenen ilişki düzeyini yakalayabilmemiz için hala, epey yol katetmemiz  gerektiğinin ayırdındayız.

Türkiye’nin temel problemlerinin çözümünün başat çalışmamız, bunun da önceliklerinden birinin emekçiler olduğunu vurgulamıştık. Aynı zamanda çözüm tıkayıcı olarak -bugünkü hali ile- Kürt Sorununun yakıcılığının da unutulmaması gerektiğine inanmaktayız.

PARTİ/POLİTİKA VE EMEKÇİLER

Partiler için, “politika üreten kurumlar” denirken, politika için de; “sorunları çözmenin yol ve yöntemi/sanatı” belirlemesinde bulunulabilmektedir... Emekçiler ise temel değerler (maddi, manevi) yaratan yegane güçtür.

Tüm baskıcı, sömürücü, hiyerarşik rejimlerin el koydukları artı değer ve artı ürün emekçilerin eseridir. Emekçilerin yaratımları üzerinde iktidarlarını sürdüren rejimler bir yandan emekçilere şiddet ve ideolojik araçlarla yönelirken, diğer yandan emekçilerin ekonomik, demokratik (sendikal) kurumlarına ve siyasal (parti) örgütlerine de elden geldiğince engelleyici olmaya çalışırlar!

Çünkü bilirler ki, yarattıkları dikey/hiyerarşik sistemleri ancak emekçiler ve diğer toplumsal, yoksul katmanlar örgütsüzse sürdürülebilirdir! Aksi durumda rejim/sistem riske girer, girebilir.

Türkiye bu tespitimizin oldukça canlı ve ilginç bir örneği olma özelliğindedir.

  1. 21. yy’ın yaşadığımız bu ilk birkaç yılında gördük ve yaşadık ki, geniş anlamda halkın siyasal, dar bağlamda da emekçilerin iktisadi, özlük ve demokratik örgütlenmesine karşı sistemin büyük tahammülsüzlüğü söz konusudur. Hala parti kapatma davaları (partimiz için olduğu gibi) emek örgütlerinin örgütlenme özgürlüğüne karşı da idari ve adli soruşturmalar (Eğitim-Sen’de yaşandığı üzere) “demoklesin kılıcı gibi -partiler ve sendikalar üzerinde- sallandırılmaktadır!”

İşte bu koşulların varlığından ötürü partimiz, güncelleştirilmiş, pratikleştirilmiş bir demokrasi mücadelesini yürütmeyi hem halkların, hem de buna bağlı olarak emekçilerin haklarının kazanılması ve kalıcılaşmasının biricik yolu olduğuna inanarak uygulamaktadır.  DEHAP, potansiyel emekçi/işçi adayı milyonlarca işsizin ülke sosyalitesi ve iktisadı için ciddi bir kriz gerekçesi olarak algılanmakla beraber çalışan ücretli nüfus ve örgütlü kesim için de tehlike oluşturduğuna inanmaktadır. Çünkü biz, “HER HANGİ BİR YERDEKİ MUZSUZLUĞUN BİR BAŞKA YERDEKİ MUTLULUĞU RİSKE ETTİĞİNİ”     düşünmekteyiz!

Partimiz, ekonomik ve sosyal bir problem olarak işsizliğin çözümünün aciliyetini ısrarla ifade etmektedir. Kaynakların doğru kullanımı sorunun aşılmasının birinci adımı olacağına inanıyoruz. Günümüz dünyasının olduğu kadar, ülkemizin de birinci çözüm bekleyen sorunlarından olan işsizlik, kanımızca emek örgütlerince de gündeme alınmayı hak ediyor.

Yeri gelmişken belirtelim ki, emek örgütlerinin/sendikaların kendilerini sadece ekmek kavgasına kilitlemiş olmaları, ekmeği kutsamamıza rağmen eleştirdiğimiz bir tutumdur.

Hem sadece bu yanıyla değil, büyük bir toplumsal kütleyi oluşturan; Kadın, gençlik, bakılma gereksiniminde olan çocuk ve yaşlılar da emek örgütlerinden beklenen ilgiyi göremiyorlar. Savaş, doğa, çevre vb. hususlarda da sendikaların yaşanan değişiklikler (üretim ve emek süreçlerindeki) ve gelişen gerçekliklere ulaşamadıkları ve/veya eskide ısrar ettikleri de gözlemlenmektedir.

Partimiz, “Çalışma Yaşamının Düzenlenmesi” ve “Tüm Çalışanlara Grevli ve Toplu Sözleşmeli Sendika Hakkı” alt başlıklı, sosyal haklar bölümünde, emekçiler için oldukça kapsamlı değerlendirmelere programında yer vermiştir. Şüphesiz emekçilere ilgimiz bir programla ifade edilenlerle sınırlı değil ve olamaz! Nitekim dar kapsamlı da olsa yerelde iktidar olduğumuz alanlarda emekçilere yönelik uygulama ve pratik politikalarımız partimizin aynasıdır.

Bu çerçevede tüm çevrelerin çalışmalarımızı yakın takibe almalarını bekler ve isteriz.

Özellikle yerel yönetim işyerlerinin, belediyelerin büyük çoğunluğunda emekçilerin ve örgütlerinin greve gitmeye hazırlandığı günümüzde partimizin, işçi ve kamu çalışanları sendikaları ile ilişki türü, TİS yaklaşımımız ve çalışma barışına dönük duyarlılığımız mutlaka dost çevrelerce görülmelidir.

AKP Hükümetinin ezici olarak denetiminde bulunan Büyükşehir Belediyelerinin işçi ve kamu emekçilerine dayatılan %0 / %5’lik ücretler ile çalışanların zorlandıkları esaret koşullarının öne sürülmesi tipik bir fark göstergesi olarak anlaşılmalıdır.

Partimiz, emekçilerin ve Kürt halkının birbirinden karşılıklı etkilendiğini, ama en az bunun kadar birbirlerini beslemelerinin de gerektiği görüşüne sahiptir. Kaldı ki, halkımızın emekçi özü kavrandığında görüşümüzün rasyonelliği daha iyi anlaşılacaktır!

Belirtmemiz gerektiğine inandığımız bir başka husus ta Kürt emekçilerinde gelişen yeni özel alanlardır. Ya da  şöyle tanımlayalım: Güney/Doğu Anadolu Bölgelerinde yaşanan ve yıllarca devam eden Düşük Yoğunluklu Çatışma/Savaş neticesinde; korkunç bir yoksullaşma gerçekleşti. Zaten savaşın doğal sonucudur açlık, yoksulluk, işsizlik, acı, göz yaşı ve ölüm!..

İşte bu, insanlık karşıtı ve dışı uygulamalardan sonra, fakat çok sayıda ve hızlı biçimde tasnifli çöp toplayıcılığı işçiliği adeta sektörel bazda gelişti, geliştirildi. Başta büyük kentler gelmek üzere ülkenin dört bir yanında tüm sokaklarda Kürt çocuklarını çöp toplarken görmeye başladık!

Yukarıda emekçiler ve Kürtlerin kader benzerliği anlamına getirmeye çalıştığımız bir tespit yapmıştık. Karşılıklı bir birini etkilemek ve beslemek demiştik. Çöp toplayıcı çocuklar bu açıdan trajik bir örnektir... Bölgede uygulana gelen anti-demokratik ve gayri-insani politikalar Kürt çocuklarını çöp tasnifçisi yaparken, Bolulu iki çocuğu ve eşi hasta, belediye başkanı tarafından işten atılmış emekçiyi de “sırtımda taş taşırım, yeter ki iş verin” yalvartıcılığına düşürüyor!

SONUÇ OLARAK;

DEHAP olarak biz, işsizlik problemini aşmış tüm çalışanları kısıtlamasız örgütlenebilmiş, çalışma yaşamında demokratikleşmeyi sağlayarak iş barışını gerçekleştirmiş, yasalarından lokavtı bir hak olmaktan çıkarmış, emekçilerin renkli, zengin ve çok boyutlu gerçeğine engel kalmamış, kadın, gençlik, çocuk, yaşlı olanların emek alanında da temsiliyeti sağlanmış, sendikaların ve emek örgütlerinin sivil, sosyal, demokratik öz kazanarak gereken değişim ve dönüşümü kendinde gerçekleştirmiş, ne Bolulu belediye işçisinin yalvartılabildiği, ne de Kürt çocuklarının çöp toplayıcılığına zorlanabildiği bir ülke, bölge ve dünyanın yaratılabileceğine inanmaktayız, inanıyoruz!

Bunun yolu : DEMOKRASİ, BARIŞ, KARDEŞLİK ve ÖZGÜRLÜKTÜR!

Ve bu halde herkesten çok emekçilerin amacı  olması gereken tek doğrultudur!

Ülkemiz emekçilerinin, halklarının, insanın birbirini anlama, tanıma ve kucaklaşma zamanı gelmedi mi? Biz parti olarak, emek alanı ve örgütlerine yönelik iyi duygularımızın anlamlı ama yeterli olmadığını, partimiz yönetimindeki belediyelerin olumlu çabalarının daha da büyütülme ihtiyacıyla yüz yüze olduğunu görmekteyiz.

Ayrıca 1 Mayıslardan, 15/16 Haziranlara tüm etkinliklerde emekçi yürüyüşlerde yer almamıza rağmen yürüyüşü daha da büyütmemiz gerektiğini biliyoruz...

Ama bir şeyi daha biliyoruz, o da: Türkiyeli emekçilerin ve örgütlerinin de kendilerini gözden geçirmeleri gerektiği. Hem de oldukça ciddi, ciddi!

Hem de hemen şimdi

Almanak Bilgiler

  • Yazar: Osman Engin
  • Yıl: 2003
  • Kurum: DEHAP
Ara...

AYRINTILI ARAMA

  • Etiketler
  • Kategori
  • Yazar
  • Yıl

Üye Giriş