DESA DİRENİŞİ EMEK MÜCADELESİNE NE KATTI?

Almanak 2008Desa fabrikalarındaki işçi sömürüsü, esasen, fabrika üretiminin içerdiği sömürü düzeninin karakteristik yapısından büyük bir farklılık taşımıyor. En başta işin parçalanması ile başlayan, taşeronlaşan üretim sürecinin, diğer koldan fabrikaların iş gücünün daha ucuz olduğu bölgelere taşınması örneğinde görüldüğü şekliyle “serbestleşmesi”, çevre yerleşimlereki insan gücünü bu fabrikalar için ucuz işgücü deposu haline getirdi. Dolayısıyla Desa fabrikalarında da, bu yerleşimlere demirlemiş pek çok fabrikada görüldüğü gibi; iş saatinin belli olmadığı, çoğu kez iş yüklemelerinden dolayı yemeklerin geç yenildiği veya hiç yenilemediği, içme sularının tuvaletlerden sağlandığı, iş tehlikelerine karşı önlem alınmadığı1 ve denetmenler ya da uluslararası iş ortakları geldiği vakit, bütün bu aksaklıkların, onlar gidesiye kadar alelacele toparlandığı bir çalışma “düzeni” sözkonusu.

Bunun dışında; gerek Desa’daki kadın işçilerin evde ve işteki çift mesaisi sonucunda yaşadıkları zorluklar, gerekse çalışma koşullarının kadınlar açısından taşıdığı ilave güçlükler, Desa’lı kadın işçileri Desa’ya karşı mücadelenin ısrarlı direnişçileri haline getirdi. Sıkıkla tuvalete gitme ihtiyacı içersindeki hamile kadınların tuvalete gitmesini önlemek için tuvaletlerin kilitli tutulması,2 hamile kadınların dahi gece geç saatlere kadar çalıştırılması, ağır iş yaptıramayacakları hamile kadınların ise işten çıkarılması,3 kadınların bütün bölümlerde çalışarak erkeklerle aynı işi yapmasına karşın, ustabaşları ve yöneticilerin erkek olması [hatta kadınların “yeni girmiş olan bir erkek işçiye işi öğretse bile, o işçiden daha az maaş al(ması)”],4 özetle; çalışan kadının kazancının “aile bütçesine katkı” olarak tali bir değer üzerinden konumlandırılmasının spesiŞk bir örneği olarak, kadınların pek çoğunun düşük ücrete razı olarak “asgari ücret bana yeter” şeklinde sundukları talepleri, bütün bu ağır işlere karşın kadın işçileri tercih edilen konuma getiriyordu. Dahası, temizlik işleri kadın işçilerin üzerine bırakılıyor; kadın işçilerin pazar günü de çalıştırılması sözkonusu olduğunda kendilerinden değil, kocalarından izin alınıyor;5 başı örtülü kadınlarla “köylü kezban”, açıklarla “aranıyor” şeklinde dalga geçilerek6 baskı uygulanıyor; kadınlar, ustabaşlarının çeşitli şekillerde tacizlerine maruz kalıyordu.7 Nitekim bu zorlamalara karşı “örgütlenmenin başını çeken kadınlar olduğu için, işten ilk atılanlar da kadınlar oldu.”8 Bu nedenledir ki, İstanbul ve İzmir'de kadınlar “kadınların grev ve direnişlerde aktif olmalarının evlerde, sokaklarda, işyerlerinde erkek egemenliğinin aşındırılması için önemli ve gerekli olduğunu, bunun kadınların dayanışmasını güçlendirdiğini biliyoruz” diyerek Desa direnişiyle dayanışma platformları oluşturdu ve bu mücadeleye destek verdi. Her cumartesi Taksim Desa mağazası önünde yaptıkları eylemlerle Desa’nın en geniş müşteri kitlesini oluşturan kadınları, bir çift ayakkabının bir işçinin ücretine eşit olduğu Desa ürünlerini boykot etmeye çağırdılar; Desa patronunun sendika düşmanlığını duyurarak, sendikal mücadelede seslerini yükseltmeye çalışan kadınlara omuz verdiler.

Almanak Bilgiler

  • Yazar: Gülnur Elçik
  • Yıl: 2008
Ara...

AYRINTILI ARAMA

  • Etiketler
  • Kategori
  • Yazar
  • Yıl

Üye Giriş