GÜNEY AFRİKA-TÜRKİYE, ULUSAL SORUN-SINIF SORUNU: YAKIN DÖNEM TARİHİ İÇİN BİR KARŞILAŞTIRMA DENEMESİ

Almanak 2008Malum, son yıllarda, Cumhuriyet üzerine yürütülen tartışmalar gündemin en önemli maddelerinden birisini oluşturuyor. Bir yandan Cumhuriyet’in kuruluş sürecini, gerçekliği karşıladığı su götürür bir “merkez-çevre” analizinden hareketle okuyup, AKP iktidarına ilericilik vehmedenler, diğer yanda da Cumhuriyet’i ve tarihini, onun yaşadığı tarihsel gelişimler ile arasına belirli bir mesafe koy(a)madan, duygusal ve 1930’lara öykünen bir “ruh hali” ile okuyup, Cumhuriyet ile özdeşleştirilen en baskıcı ve sermaye yanlısı kurumlara bile “ilericilik” atfederek okuyanlar. Bu yazı bir yandan, bu iki kutup arasında sıkışıp kalmanın zorunlu olmadığını, başka bir okuma biçiminin de olabileceğini ve böylesi bir okumanın aynı zamanda bir “sosyal cumhuriyet”e kapı aralayabileceğini iddia etmektedir, öte yandan da, bu noktada karşımıza çıkabilecek kimi açmazların görülebilmesi açısından, Türkiye değerlendirmesinden sonra Güney Afrika’nınn apartheid’ten bu yana yaşadığı tarihsel deneyimlere gözatmaktadır.1

1. Kuruluştan Bugüne: Türkiye’nin Kapitalist Gelişme Sürecine Dair Kısa Bir Çerçeve Denemesi

Cumhuriyet, Kemalistlerimizin sıkça iddia ettiği gibi, 1923’te aniden gelen bir sürecin ürünü değil. Bir sürekliliğin, daha doğrusu, Osmanlı’nın son dönemlerinden itibaren yaşanan, çatışmalı, çelişkili bir dizi gelişmenin, yani bir sürecin mantıki bir sonucu. Öte yandan, söz konusu süreçte, kimi çekişmelerin, tasŞyelerin, çatışmaların ardından, sonraları kurucu kadroları oluşturacak kesimler, elbette ki ne istediklerini biliyorlardı ve bunu “muasır medeniyet” hedeŞ ve ifadesi ile gayet güzel ortaya koymuşlardı.

Yeni kurulan bir Cumhuriyet’te, cılız ulusal sermaye elbette ki kendi sermaye birikim koşullarını güvence altına almak isteyecekti. Bu, Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde görülen anti-kapitalist olmayan, “anti-emperyalist” söyleminin en önemli zeminiydi. Bununla birlikte, Chester Demiryolları Projesi’nin ABD’li bir şirkete verilmesi, İş Bankası’nın kuruluşunun özellikle Fransız sermayesi ile Cumhuriyet’in Şlizlenmekte olan sermayesinin proje ve ilişki geliştirme merkezi olarak işlev görmesi, bu antiemperyalist söylemin, söylem olmaktan ileriye gitmediğini daha da iyi ele veriyordu. Daha ileri gidemezdi, çünkü kapitalist sermaye birikiminin uluslar arası ölçekte hızlanmasının doğal bir sonucu olan emperyalizme karşı olmak, ancak onu ortaya çıkaran koşullara, yani kapitalizmin kendisine eleştirel yaklaşan bir perspektife sahip olmakla mümkündü.

Almanak Bilgiler

  • Yazar: Tolga Tören
  • Yıl: 2008
Ara...

AYRINTILI ARAMA

  • Etiketler
  • Kategori
  • Yazar
  • Yıl

Üye Giriş