AB ve GÖÇ: ‘ARAP BAHARI’ndan SONRA ‘BATI CEPHESİ’nde NE DEĞİŞTİ?

Almanak 2011Tunus’ta, 26 yaşındaki diplomalı işsiz seyyar satıcı Muhammed Buazizi’nin 17 Aralık 2010’da kendini yakması sonrasında ortaya çıkan toplumsal hareketler, hızla diğer bazı Arap ülkelerine de yayıldı. Çok geçmeden, 14 Ocak 2011’de, Tunus Başkanı Bin Ali ülkesinden kaçtı. Mısır’ın on yıllardır başkanlığını yapan ve yerini oğluna bıkarmaya hazırlanan Başkanı Hüsnü Mübarek, Kahire’ninTahrir Meydanı’nda odaklanan halk hareketi tarafından 11 Şubat 2012’de devrildi. 17 Şubat 2012’de, Libya’da, Kaddafi’nin devrilmesini sağlayacak NATO harekatının önünü açan süreci başlatan “Öfke Günü” düzenlendi. Olaylar daha sonra Bahreyn, Suriye ve Yemen’e de yayıldı. Ayrıca, Cezayir, Kuveyt, Ürdün, Lübnan, Uman ve Fas gibi ülkelerde de çeşitli düzeylerde etkisini gösterdi.

Fakat, pek çok kişinin belirttiği gibi, ‘Arab Baharı’ deyimi ortak ve aynı mecrada ilerleyen toplumsal bir hareket sanısını yaratacak yanlış bir kavrayışa yol açabilmektedir. Var olan gerçekliği anlatmaktan uzak olmasına rağmen, artık genelleşmiş olmasından dolayı, deyimi kullanmak durumundayız. Tercihimizin arkasında daha uygun nitelemelere dair arayışların başarısızlığının da bulunduğunu eklemek isteriz. Örneğin Anderson (2011), haklı olarak, ‘Arab Baharı’ olarak adlandırılan olayları birbiriyle bağlantılı olaylar dizisi (concatenation) olarak nitelendirmekteydi. Ayrıca bu yazara göre, kalkışmaların arkasında gelir eşitsizliklerindeki kutuplaşma, yiyecek fiyatlarındaki artış, konut yetersizliği, özellikle gençler arasındaki yüksek işsizlik sayılabilir. Dolayısıyla olayların arkasındaki sebepler Batı ülkelerinin medyasında tekrar edilenin tersine “demokrasi isteği”nden daha karmaşıktır.

Almanak Bilgiler

  • Yazar: İbrahim Soysüren
  • Yıl: 2011
Bu kategorideki diğerleri: « AVRUPA ve AB-TÜRKİYE
Ara...

AYRINTILI ARAMA

  • Etiketler
  • Kategori
  • Yazar
  • Yıl

Üye Giriş