Ögeler etikete göre görüntüleniyor: Sağlık

Almanak 2009AKP döneminde çıkan Sosyal Güvenlik Yasası ya da resmi adıyla 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) Kanunu’nun üzerinden bir yılı aşkın bir süre geçti. Bu çalışmamızda, sosyal güvenlik kavramının ortaya çıkışından başlayarak kapitalist sistemin krize girmesi ve bu alandaki neoliberal dönüşümü kısaca ortaya koyup 5510 sayılı yasanın sonuçlarını incelemeye çalışacağız. Makalemizin ana iskeletini “Sosyal Güvenlikte ‘Karşı Reform’ Süreci” başlıklı yazımız oluşturmaktadır.1 Bu çalışmamızda, o yazıda eksik olan sosyal güvenlik kavramı ve gelişimi ile SSGSS Kanunu’nun bir yıllık sonuçlarının değerlendirilmesi yer almaktadır.

Bilindiği gibi Sanayi Devrimi ile birlikte 19. yüzyılda işçilerin çalışma koşullarının ağırlaşması, hastalık, iş kazası, işsizlik gibi çeşitli risklerle karşı karşıya kalması emekçileri bu risklere karşı önlem almaya zorlamıştır. 1800’li yılların başında işçiler kendilerini korumak için yardımlaşma sandıkları oluşturmaya başlamışlar ve bu sandıklar sendikal örgütlenmeye dönüşmüştür.

18 ve 19 yüzyılda sendikaların bünyesinde hastalık, işsizlik, cenaze yardımı gibi konularda sandıklar kuruldu. 1890’lı yıllarda İngiltere’de sendikalar, yardım sandıklarıyla iş kazası, hastalık, ölüm risklerine karşı üyelerini koruma kapsamına aldı. 1901’de Belçika’da sendikalar bünyesinde işsizlik fonu oluşturuldu. Yine İsveç’de 20. yüzyılın başlarında sendikalar tarafından işsizlik sigortası kurulup işletildi.

Almanak Bilgiler

  • Yazar Atilla Özsever
  • Yıl 2009
Yayınlandığı Kategori Toplum

Almanak 2008Evde bakım; evde sağlık bakımı, evde sağlık bakım hizmetleri, evde bakım hizmetleri ve ev hemşireliği gibi farklı kavramlarla adlandırılmasına karşın, tanımları hemen hemen aynıdır (Özkan 2006). Bu makalede sağlık hizmetleri bakım, tedavi, rehabilitasyon vb. hizmetlerini de kapsadığından, “evde sağlık hizmetleri” kavramı kullanılacaktır. Bu tanımlardan yola çıkarak evde sağlık hizmetleri; özürlü, yaşlı, süreğen ve terminal hastalığı olan ya da nekahat döneminde ve kendi bakımı için başkasının yardımına ihtiyaç duyan kişilerin “evlerinde” sağlık ve sosyal hizmetlerdeki farklı çalışanlardan oluşan geniş bir sağlık ekibi ile kısa ve/veya uzun dönemli bakım, tedavi, rehabilitasyon ve sosyal hizmetlerin sunulduğu bir hizmet biçimidir (Özkan 2000, Cimete 1998, Akdemir 2001).

Özellikle son otuz yılı aşkın bir süredir dünyada ve Türkiye’de, sağlık alanında herhangi bir konuda değişiklik istendiğinde, egemen yaklaşımdaki gerekçeler; bilgi toplumu içinde yaşamamız ve bilginin hızla değişmesi, nüfusun yaşlanması gibi demograŞk bir dönüşüm içinde bulunmamız, teknolojinin sürekli gelişmesi ve yeni teknolojilerin hızla üretilmesi, sağlık harcamalarının ve maliyetlerin artmasına dayandırılmaktadır. Bunların yanı sıra, toplumların sağlık gereksinimlerinin değişmesi, kronik hastalıların morbiditesinin artması, sağlık hizmetlerine olan talebin, uzun süreli bakıma olan ihtiyacının artması ve yaşam beklentisinin yükselmesidir.

Literatürlerde, sistem, sektör ve model olarak ele alınan evde sağlık hizmetlerinin özellikle son otuz yıldır sağlık hizmetleri içinde daha önemli olduğunun gerekçeleri de eksiz bu şekildedir. Bu gerekçeler mevcut sağlık hizmetinde oluşturulacak değişiklikler için önemlidir, fakat mevcut olana alternatif olarak geliştirilen önerilerin ve beraberinde evde sağlık hizmetlerinin öneminin artmasındaki yüzeysel görüntüleridir. Sağlık sistemindeki hizmetlerin bir parçası olan evde sağlık hizmetlerinin sağlık sistemi ile ilişkisini, bir üst yapı kurumu olan sağlık sisteminin mevcut toplumsal yapı ile olan ilişkisini açıklamaya yetmemektedir. Çünkü bu parçalar arasındaki ilişki dinamiktir ve karşılıklı ilişki içindedir. Belirli tarihsel dönemlerde ve toplumsal yapıda durakları ve uğrakları vardır. Bunları anlamanın ve “son otuz yıldır sağlık sistemi içindeki evde sağlık hizmetleri neden bu kadar önem kazanmıştır?” sorusuna doğru yanıt vermenin yolu, evde sağlık hizmetleri gerçekliğini belirli bir bütünsellik içinde ele almaktadır (Özkan, Hamzaoğlu 2008). Bu nedenle kapitalizmin küreselleşmesi, sağlık hizmetlerinin piyasalaşması ve evde sağlık hizmetleri arasındaki karşılıklı ilişki gerçekliğe yönelişimizde bir anahtardır.

Almanak Bilgiler

  • Yazar Özlem Özkan
  • Yıl 2008
Yayınlandığı Kategori Toplum

Almanak 20081. 21. Yüzyıl Kapitalizminde Halk Sağlığı Mümkün mü?: “Bırakınız yapsınlar, bırakınız gitsinler, bırakınız geçsinler, bırakınız ölsünler”

Küreselleşen sermaye, dünyayı kendi suretinde yeniden biçimlendirirken, küreselleşmenin farklı Şillerinden birisi olarak gündeme gelen sağlık reformları aracılığıyla da, sağlığın kendi yeni biçimlerini almasını sağlamaya çalışmaktadır. “Küreselleşme”, hem sağlığın belirleyicilerini doğrudan etkileyerek, yani sağlıklı beslenme, sağlıklı barınma, sağlıklı çevrede yaşama, sağlıklı çevrede çalışma vb gibi etmenler üzerinde bozucu etkiler yaparak; hem sağlık hizmetleri kullanımını etkileyerek, yani sağlık sisteminin yapısal özelliklerinde bozucu etkiler yaparak, aslında liberal paradigmanın eski sözünü yeniden seslendirmektedir: “Laissez fai-

re, laissez aller, laissez passer”

Sağlık reformlarının “Laissez faire”yaklaşımı, sağlık sisteminin yapısal özelliklerine ilişkin olarak, sağlık hizmeti Şnansman ve sunumunun birbirinden ayrılmasını, Şnansmanın genel sigortalar üzerinden sağlanmasını, bu genel sigortanın belirli bir hizmet kapsamını içermesini, hizmet kapsamı dışındaki sağlık ihitiyaçları için tamamlayıcı özel sigortaların etkinleştirilmesini, zamanla genel sigortanın da kişinin sağlık risklerini veri alan özel sigorta mantığına sahip bir işleyişe evrilmesini öngörmektedir. Böylece sermaye sahipleri vergileriyle devlet üzerinden halkın sağlık hizmetlerini Şnanse etmeyi “bırakmış” olabilecekler. “Laissez

faire”yaklaşımı, sağlık hizmet sunumu için ise sağlık hizmeti sunumunun özelleştirilmesini, hiç değilse özerkleştirilmesini/işletmeleştirilmesini, hizmet sunucu kuruluşların birbirleriyle rekabet halinde olmalarını ve Şnansman kurumlarıyla sözleşmeler yapmalarını, sağlık çalışanlarının esnek istidam yöntemleriyle çalıştırmalarını, sonuç olarak sağlık hizmetlerinin piyasaya “bırakılmasını”öngörmektedir.

Almanak Bilgiler

  • Yazar Hakan Tüzün
  • Yıl 2008
Yayınlandığı Kategori Toplum

Almanak 2008Mayıs 2009 tarihi itibariyle, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), domuz gribi salgını nedeniyle, alarmda ve önlemlerin derecesini çok kısa sürede beşe çıkarttığını açıkladı. Öncesinde de bir mutasyonla oluşan inşuenza (A) H1N1 virüsü, domuzlarda hastalık yapan, başlangıçta domuzdan domuza bulaşırken, önce domuzdan insana, bugünlerde insandan domuza bulaşabilme özelliğini kazandığı saptanan bir virüs.

Aralık 2005-Şubat 2009 tarihleri arasında, ABD’nin 10 eyaletinde, 12 hasta tanımlanmış, Mart 2009’dan Nisan’ın son haftasına kadar da 64 vaka bildirilmiş. Bunlarda izole edilen virüs ile dünya kamuoyunda Meksika kaynaklı olarak anılmaya başlayan salgındaki etken benzer; birbirinin kopyası. Meksika’da çok kısa sürede 32 eyaletin 24’ünde 2498 hasta saptanmış, bunlardan 159’u ölmüş, 1311’i de hastanede tedavi altında alınmış. Hem hastaların oldukça kısa sürede ortaya çıkışı hem de fatalitesinin %6’nın (domuz gribi tanısı alan yüz hastadan 6’sının ölmesi) üzerinde oluşunun da etkisiyle domuz gribinin kaynağı Meksika olarak anılmaya, gösterilmeye başlandı. Kamuoyunda yaygın olarak paylaşılan; Mart-Nisan 2009’da ilk vakaların Meksika’da görüldüğü, oradan Kuzey Amerika’ya, Avrupa’ya hatta Çin’e kadar ulaştığı biçiminde. Çin, Meksikalı turistleri karantinaya almaya başladı. Meksika Cumhurbaşkanı ise bunun bir insanlık suçu olduğunu, kendilerinin konunun farkına varır varmaz durumu dünya ile paylaştıklarını, halbuki birkaç yıl önce çok daha büyük bir salgında (kuş gribini ve Çin’inin tutumunu kastederek) bazı ülkelerin bilgileri dünya kamuoyundan sakladığını ve bu yüzden alınması gereken tedbirlerin geciktiği açıklamasını yaptı.

Almanak Bilgiler

  • Yazar Onur Hamzaoğlu
  • Yıl 2008
Yayınlandığı Kategori Toplum

Almanak 20082000’li yılların ortalarından itibaren dünya ekonomisinin merkez ülkelerindeki daralma ve durgunluğun sonuçları, 2007 yılından itibaren özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde konut sektöründe başlayan krizle somutlaştı. Bugünkü krizin temel nedenlerinden biri tüketim açığının kredilerle kapatılmaya çalışılmasıdır. Ücretlerin aşağıya çekilmesi ile genişleyen ve büyüyen sektörler, yine ücretlerin düşük düzeyde olması sebebiyle tüketim açığından kaynaklı olarak krize girmekte ve daralmaktadır.

Uzun süredir Şnansal araçlarla ve spekülatif operasyonlarla ertelenmeye ve törpülenmeye çalışılan krizin temel nedenlerinden biri de tüketim açığının krediler yoluyla kapatılmaya çalışılmasıdır. Ücretlerin aşağıya çekilmesi ile genişleyen ve büyüyen sektörler, yine ücretlerin düşük düzeyde olması sebebiyle tüketim açığına bağlı olarak daralmaktadır. Reel sektörde bir birimlik üretim artışına karşın bu maddi artıştan yola çıkılarak finans ve türev finans piyasalarında yüzlerce birimlik spekülatif işlem yapılmaktadır. Parasal genişleme giderek maddi üretimin zeminini zedeler hale gelmeye başlamakta ve maddi üretim ile parasal taban arasındaki ilişki yapay biçimde tersine döndürülmektedir. Yani maddi üretime bağlı olarak ortaya çıkan türev piyasalar ya da spekülatif işlemler giderek maddi üretimi belirler hale gelmeye başlamaktadır. Paranın toplumsal fonksiyonunda görülen bu değişim, yani paranın basit bir değişim aracı olmaktan çıkarılarak spekülatif bir araca çevrilmesi sermaye kesimine değişik kazançlar sağlamaktadır. Öncelikle spekülasyonla büyük paralar kazanılmakta, bu paralar tüketim için kredi olarak dağıtılarak piyasalar kısmen de olsa canlandırılmakta, dağıtılan kredilerin geri ödenmesi üzerinden toplumsal kontrol mekanizmaları işletilmektedir

Almanak Bilgiler

  • Yazar Cahide Sarı
  • Yıl 2008
Yayınlandığı Kategori Kriz

Almanak 20071973 ve 1979 yıllarında yaşanan ve ağırlıklı olarak petrol krizinin diğer sektörlere yayılmasından kaynaklı olarak ortaya çıkan uluslararası krizlerin ardından yeni bir sermaye birikim modeli benimsenmiştir. Bu yeni sermaye birikim modeli ile hedeşenen şey özellikle kamu hizmetlerinin büyük ölçüde tasfiye edilmesi yoluyla piyasanın genişletilmesidir. Bu modelin en önemli aracı ise özelleştirmelerdir.

Özelleştirme dalgasının en önemli odaklarından biri de kamu sağlık sistemidir. 1980’li yıllardan itibaren neredeyse tüm ülkelerde IMF ve Dünya Bankası aracılığıyla kamusal sağlık sisteminin özelleştirilmesine yönelik çeşitli programlar oluşturulmuştur. Türkiye’de de 1980’lerde başlayan 1990’larda devam eden ve AKP Hükümeti döneminde hızlanarak 2006’da son aşamalarına getirilen IMF ve DB dayatması “sağlıkta dönüşüm programı” hayata geçirilmek istenmektedir.

Bu bağlamda Dünya Bankası’nın 1987 yılında hazırladığı “Gelişmekte Olan Ülkelerde Sağlığın Finansmanı: Bir Reform Ajandası” başlıklı rapor Türkiye’de sağlıkta neo-liberal reform uygulamalarına temel teşkil etmiş ve katkı payını da ilk kez gündeme getirmiştir. 1990 yılında hazırlanan “Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Projesi” ile sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi ve piyasalaştırılması için gerekli kredi desteği verilmiştir. Daha sonra 1993 yılındaki “Dünya Gelişme Raporu: Sağlıkta Yatırımlar” başlıklı raporda temel hizmet paketi uygulaması gündeme getirilmiş ve bu uygulama yoksul kesimin sağlık hakkının minimum paketlere sıkıştırılarak devlet tarafından finanse edilmesine dayandırılarak meşrulaştırılmaya çalışılmıştır.

Almanak Bilgiler

  • Yazar Cahide Sarı
  • Yıl 2007
Yayınlandığı Kategori Toplum

Almanak 2006Ülkelerin sağlık durumları toplumsal sağlık göstergelerinin yanı sıra, hizmetle ilgili göstergelerle de değerlendirilmektedir. Bebek ölüm hızı, beş yaş altındaki çocuklarda bodurluk toplumsal sağlık göstergeleri grubunda değerlendirilirken, sağlık kuruluşu dışında yapılan doğumlar, çocukların aşılama durumları, sağlık ocağı başına düşen nüfus ve ebesiz köy sağlık evlerinin sıklığı hizmetle ilgili olan göstergelerdir. fiimdi sırasıyla bu göstergeler üzerinden Türkiye’nin sağlığını ve zaman içindeki değişimini izlemeye çalışarak tartışacağız.

Almanak Bilgiler

  • Yazar Onur Hamzaoğlu
  • Yıl 2006
Yayınlandığı Kategori İnsan Hakları

Almanak 2006Bu çalışma 1. AKP döneminde yasalaşan ancak Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı nedeniyle uygulaması 2008 yılı başına ertelenen ve hazırlayanlar tarafından “reform” olarak adlandırılan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (SSGSSK) gerekçelerini, temel yaklaşımını, hazırlık sürecini, Cumhurbaşkanı Sezer'in vetosu ve Anayasa Mahkemesi’nin iptali gibi önemli aşamalarını de¤erlendirmeyi hedeşiyor. Yazıda yeni sosyal güvenlik düzenlemelerinin teknik-hukuksal ayrıntısı ele alınmayacak “reform” sosyal politika ve sosyal haklar açısından değerlendirilecektir.

  1. A) “REFORM” GEREKÇELERİ VE GERÇEKLER

AKP hükümetince IMF’nin talepleri do¤rultusunda hazırlanan ve TBMM’de oldubittiyle yasalaşan sözde sosyal güvenlik reformunun temel gerekçesi, sosyal güvenliğe ayrılmakta olan kaynakların bütçe üzerinde yük oluşturduğu ve makro ekonomik dengeleri bozduğu yönündedir. Bu nedenle “reform”un temel amacı sosyal güvenliğe ve sağlığa ayrılan kamusal kaynakları, bütçe katkısını azaltmaktır. Sosyal güvenlik alanında tam bir “bilgi kirliliği” yaşanmakta, gerçekler tersyüz edilmekte ve çarpıtılmaktadır. Reformun ayrıntıları ancak bu temel yaklaşım göz önünde tutularak anlaşılabilir. İşin bu noktası bu hedeftir. Reformun temel düzenlemeleri (emekli aylıklarının düşürülmesi, emekli olmanın zorlaştırılması, sağlık hizmetlerinde sigortalıdan alınacak prim ve katkı payları, sa¤lık hizmetlerinin bir kısmının paralı hale getirilmesi) devletin sosyal güvenliğe katkısını azaltmak hedefine yöneliktir. 

Almanak Bilgiler

  • Yazar Aziz Çelik
  • Yıl 2006
  • Kurum Kristal-İş Sendikası Eğitim Müdürü
Yayınlandığı Kategori Politika
Ara...

AYRINTILI ARAMA

  • Etiketler
  • Kategori
  • Yazar
  • Yıl

Üye Giriş