Almanak 2008

30.00TL 20.00TL
Adet:

Almanak 2007

25.00TL 15.00TL
Adet:

Almanak 2006

25.00TL 15.00TL
Adet:

Almanak 2005

25.00TL 15.00TL
Adet:

Almanak 2004

25.00TL 15.00TL
Adet:

Almanak 2003

15.00TL 10.00TL
Adet:

Almanak 2002

15.00TL 10.00TL
Adet:

almanak 2001

15.00TL 10.00TL
Adet:

almanak 2015kapakAkademik özgürlük ve üniversiteler konusu Türkiye’de YÖK ile başlamış bir tartışma değildir. Bu bağlamda darbeler ve iktidarlar, 1961 Anayasası’nın yarattığı nispi özgürlük ortamında filizlenen “ilerici” hareketlerin etkisini kırma amacıyla, 1973’te çıkarılan 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu ve 1983’te çıkarılan Sıkıyönetim Kanunu ile yüzlerce akademisyenin akademiden uzaklaştırılmasını sağlamış ve özellikle üniversite öğrenci hareketlerini bastırma amacını da taşımıştır. Siyasal baskı ortamı tartışılması gereken önemli bir nokta olsa da eğitim ve üniversite sorunlarının sermaye birikiminden ve kapitalist gelişmeden bağımsız düşünülmesi mümkün değildir. Son dönemde Türkiye’de Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) biz dizi yenilenme içinde olduğu söylenebilir. Nitekim YÖK başkanının bile “Yeni ve Yenilikçi YÖK” olarak tanımladığı kurulda değişimin yönü ve niteliğini tartışmak kaçınılmaz hale geliyor. YÖK ve Üniversite konusunu -özellikle muhalif çevrelerce tartışıldığı gibi- yalnızca üniversitelerin tek bir çatı altında toplanarak denetim altına alınmasını sağlama ve 24 Ocak Kararları sonrası hedeflenen neo-liberal yapısal dönüşümler çerçevesinde sosyal devletin boşalttığı eğitim alanının sermayeye açılması şeklinde tartışmak, kapitalist gelişmenin metalaştırma ve eğitim üzerinden görece artı değer üretimi yaratma mekanizmasını gözden kaçırmak anlamına gelecektir. Kuşkusuz bu tartışmaların yapılması gerekmektedir. Ancak kapitalizmin özgüllüğü artı değer üretimi ve emek gücünün meta haline gelmesindedir. Bu sebeple analiz, tarihsel gelişimi ile beraber sermayenin talep ettiği nitelikli emek gücü, teknoloji ve bilgi üretimine yoğunlaşmaktadır.

Çalışmanın ana eksenini bu bakış oluşturacak olup, birinci bölümde ekonomik değişimde kurum/kuruluşların rolü ve bu kurumların oluşmasını hazırlayan şartlar YÖK düşünülerek tartışılacak. İkinci bölümde bilimin (eğitimin) metalaşma süreci, kapitalizmin neo-liberal yapısal dönüşümlerinin YÖK ile beraber üniversiteyi (ve eğitimi) nasıl dönüştürdüğü, sermayenin günümüzde ücretli emek kesiminden talep ettiği ‘nitelikli emek gücü’ ve son olarak bu dönüşümlerin yarattığı “beşeri sermaye” kavramı tartışılmaya çalışılacak.

almanak 2015kapak2015 yılında göç, önceki yıllara kıyasla uluslararası kamuoyunun gündeminde çok daha fazla yer almıştır. Savaşlar, aşırı yoksulluk, kısıtlı insani yardım, temiz suya ve sağlık hizmetlerine erişimeme gibi nedenlerle dünya genelinde evlerini terk etmek zorunda kalan kişi sayısı 2015’te 60 milyonu aşmıştır.

II. Dünya Savaşı yıllarında gerçekleşenlerden sonra en büyük göç dalgası olarak kabul edilen Suriye’den göç; zorunlu göç edenlerin sayılarının ülke içinde 7,6 milyonu, diğer ülkelerde 5 milyonu aşmasıyla, zorunlu göç verilerinin içinde önemli yer tutmaktadır. Savaş nedeniyle 2011’den bu yana Suriye’den ayrılanlar öncelikle Türkiye, Lübnan, Ürdün, Irak, Mısır gibi Suriye’ye yakın mesafedeki ülkelere sığınmışlar; bir kısmı ise kendilerine Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, ABD ve Kanada gibi daha uzak ülkeleri hedef ülke olarak seçmişlerdir.

Mülteci temel olarak, “ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden, zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan ya da söz konusu korku nedeniyle, yararlanmak istemeyen” kişidir. Mültecilik iddiası olan kişiler, bu iddialarını kendi ülkelerinden başka bir ülkeye girerken veya girdikten sonra ileri sürebilirler. Bu kişiler ülkeye düzenli veya düzensiz yollardan giriş yapabilirler. Düzenli giriş pasaport, vize gibi ülkelerin kendi sınırlarına girilirken talep ettiği geçerli seyahat belgeleri ile resmi giriş noktalarından olurken; düzensiz giriş bu belgeler temin edilmeden, resmi olmayan biçimde gerçekleşir. Ayrıca ülkeye öncelikle düzenli biçimde giriş yapmış kişiler daha sonra geçerli seyahat belgelerinin sürelerinin dolması ile düzensiz hale gelebilirler. ‘‘Mülteci’’ ülkesinde zulüm görme tehlikesinin bulunması nedeniyle “göçmen”den ayrılmaktadır. Göçmen, ekonomik nedenlerle bir ülkeden başka bir ülkeye giden kişiler için kullanılmaktadır. Bu ayrım geri-göndermeme (non-refoulement) ilkesinin ihlal edilmemesi bakımından anlamlıdır.

Ara...

AYRINTILI ARAMA

  • Etiketler
  • Kategori
  • Yazar
  • Yıl

Üye Giriş